İnanmıyorum ! Anne Oluyorum !!!

İnanmıyorum ! Anne Oluyorum !!!

Aslında “Asla bir daha evlenmem” diye başlık atmam lazımdı  ki bu da ayrı bir blog yazısı olsun tamam mı? Ama konumuzun başlığı tamamen bu durumla doğru orantılı…

Her evlilik mutlu sürecek diye bir kaide olmadığını artık günümüzde artan boşanmalardan hepimiz biliyoruz. Benim de ilk evliliğim (Ankara’da) mutlu gitmedi,sonucunda boşanma kararı aldım ve yepyeni bir sayfa açmak adına kariyerimin en top noktasında yine radikal bir karar alıp 1 sene sonrası ailemin yanına Bursa’ya dönmek istedim. Dönmeden önce Bursa’da mutlaka bir iş bulmam gerekiyordu çünkü hem adımlarımı artık daha sağlam atmalıydım hem de hiç yaşamadığım bir şehire bu daha kolay adapte olmamı sağlayacaktı. Ankara’da öğretmenlik yaparken Görükle’de yaşayan ailemin çevresi döneceğimi bildiği için iş konusu ile ilgili sadece bir yeri söylemişti ve ben hemen Ankara’dan günü birlik gelip görüşmemi yapıp döndüm. O hafta beni görüşmeyi yaptığım kurumun sahibi arayarak kendisinin de bir görüşme yapmak istediğini belirtmişti… Bu kadar hızlı olabileceğini hiç tahmin etmemiştim açıkçası ama bir karar vermiştim bir kere… Hemen o hafta tekrar gelip açılacak olan Görükle Trio Yaşam Merkezinin Halkla İlişkileri adına Altınceylan’da sevgili Çetin Ceylan ile görüştüm. Şaşırmıştı…Hiç yapmadığım bir iş talebinde bulunuyordum.. “Neden ?” demişti.

Tek verdiğim cevap “Sizden bir şans istiyorum ve sizde biliyorsunuzdur ki öğrenmenin yaşı yok ve ben öğrenmek istiyorum siz de destek olursanız yeni bir hayata yeni bir şehirde yeni bir tecrübe kazanmak adına başlayacağım” dedim.

“Size döneceğim” dedi.

Hep derler ya hani… Öyle zannettim ve Ankara’ya geri döndüm. 1 hafta sonra aradılar ve ne zaman başlayabilirsiniz dediler . Taşınma etme vb ki okul kapanıyordu zaten “15 gün içerisinde” diye cevapladım. Okulum (Arı Okulları) gitmemi hiç istemedi… Tüm idari kadro ayrı ayrı görüştü ve bir gün geri dönmek istersem kapılarının açık olduğunu söylediler. (Bana çok şey katan ve en önemlisi mutlu anılar bırakarak ayrıldığım bir kurum)

Bursa’ya temelli dönüş yaptıktan 2-3 sonra (ailemin yanına yerleşmiştim ve aslında ne kadar ailende olsa zor bir karar) ilk iş günümde gittiğimde lobide toplantılarının bitmesini beklerken merdivenlerden bir beyefendi indi… Bana ayak parmağımdan saçımın bittiği noktaya- tepeden tırnağa- böyle ukalaca bir bakış atıp “yukarıda sizi bekliyorlar” dedi. Dedim ki “hepsi aynı!!” (Erkekler ıyyyyyyy)

Kendisi Çetin beyin danışmanı idi ve doğal olarak benim de çalışma arkadaşım olacaktı!!! Neyse o kadar hızlı girmiştim ki çalışma hayatına ve kendime o kadar sert bir kabuk örmüştüm ki tek derdim işti. O zamanlar tabii o ukala Yaman bey ile iş arkadaşım da olması sebebi ile ara ara sohbet ederdik. O zamanlar öğrendim ki o da bir evlilik yapmış ve tekrar evlenmeyi asla düşünmüyor. Neyse günler hatta aylar geçti…Bir baktım ki gönlüme girmeye çalışan ve çok sabırlı bir adam var karşımda. Hem kendime hem de ona şans vermek istedim ama çok uzun süre sanki birlikte olduğumuzu kabul eder isem ya da duygularımı gösterir isem büyü bozulur sebebi ile o şansı ona verdiğimi hiç belli etmedim .  Yıldız Tilbe’nin şarkısı  “El Adamı” bir nevi benim için yazılmıştı o dönem…

Uzun bir süre sonra belli etmeye başladığım o dönemlerde dünyada sadece ikimiz vardık sanki…Dedim ki kendime “Müge yarını düşünme bu sefer ve herkes aynı olacak diye bir kural yok.. Sen hissedersin, bak, seviliyorsun ve sen de boş değilsin, kabul et artık.. Yarın var mı senin için? Bunu biliyor musun? Hayır.. E o zaman? Yaşa Kızım Anı Yaşa” ve gerçekten de öyle oldu. Anlık planlar yapıyorduk işten çıktığımız an. İstanbul, Eskişehir vb. Ama iş ortamında asla kimse anlayamazdı sanki ilk kez flört eden bir çift gibi olduğumuzu çünkü ikimizde iş koliktik ve o kadar işimize saygılı.

Hayat böyle rengarenk gider ve hiç evlilik düşüncesi aklımızda yok iken bir gün ben ve kardeşim Selen ile yolda yürüyoruz. Bacağım ve kasığımda inanılmaz bir batma ve ağrı var. Resmen yürüyemiyorum. Apandist mi ,yumurtalık mı diye düşündük sonra bir anda geçti. Bu olay üst üste birkaç kez olup en sonunda artık yürüyemeyecek boyuta geldiğimde hemen Pembe Mavi Hastanesine gittik annem ve ben. Nejdet Kırker (Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı) görüşmemiz sonucu kontrol etmek istedi. Ultrason ile yumurtalıkları kontrol eder iken “ hemen göbeğinizdeki piercingi çıkaralım” dedi! Endişelenmiştik. “Yarın acil ameliyat , siz bu büyüklükteki bir kist ile nasıl yaşadınız bugüne kadar, anlaşılan acı eşiğiniz çok yüksek” dedi.

Ertesi gün apar topar ameliyata alındım . Bunun öncesinde Yamanın anne ve babası da hastaneye geldi ve bizimkilerle tanıştı ki Yamanın ailesine haber vermesi hatta aslında benden bahsettiğini anlamam ile beni ne kadar önemsediğini o an bir kez daha anlamıştım ama bu beni açıkçası korkutmuştu da. Çünkü ailelerin tanışması demek “evlilik” demekti sanki…  O kadar soğumuşum ki evlilikten, Yaman ile yakaladığımız o frekans imza ile sanki yerle bir olacak, büyüsü kaçacaktı aklımca.

Neyse dönelim asıl konumuza,  ameliyat normal şartlarda 2 saat sürecek denmesine rağmen tam 6 saat sürmüştü. Sebebini odama getirilip narkozdan kendime gelme esnasında duymuştum Nejdet bey tarafından. Şöyle diyordu,

 “ Müge’nin yumurtalıklarında oluşan kistin büyüklüğü sebebi ile sıçramalar olmuş ve bunun sonucunda yumurtalıklarının %30’unu almak durumunda kaldık. Temizleme işleminin uzun sürmesi tahmini ameliyat süremizi de uzattı. Şimdi ben hemen izninizle sadece odada Yaman bey ve Müge Hanımın babasının kalmasını rica ediyorum” diyerek diğer herkesi odadan çıkardı. Gözlerim kapalı ama bilincim açık o sırada. Sadece çok yorgun ve bir tuhaf hissediyorum kendimi ,konuşulanlara adapte olmaya çalışıyorum. Nejdet bey hayatımızın ivmesini değiştirecek,” asla asla” demeyeceksin dedirtecek ve “büyük konuşmayacaksın” lafını doğrulatacak cümleye bodoslama giriş yapıyor o an!

“ Yaman bey ve Nurettin bey neden ikinizin kalmasını istedim, çünkü sonuç her ikinizi de ilgilendiriyor. Müge’nin yumurtalıklarında oluşan ve temizlediğimiz bu kistin her adet döneminde tekrarlama olasılığı çok yüksek ve önümüzde iki yol var. Birincisi ya Müge’yi ömür boyu menepoza sokacağız (adet olmaz isem kist tekrarlamayacak) veyahutta acil Tüp bebek (doğum ile oluşacak kist temelini kökten ortadan kaldırma çünkü normal yolla anne olmam bu şartlarda imkansız)!!!

Doğum yaptım ama şuan tekrarlayan bir kist olduğunu Emre Uysal bey saptadı geçen aylarda. Nejdet bey herhalde bizi o dönem çok yakıştırdı ve sanırım bizi evlendirmek istedi (Yamana göre de Müge ve Nejdet bey önceden bu planı yaptı  ve beni punduna getirdiler) Şaka bir yana o kist bence beni çok sevdi ve niyeyse yeniden gelmek istedi ama Emre bey kontrol altına aldı sağolsun.

O an gözlerimi açabilmeyi ve içimde yaşadığım fırtınayı gizleyerek Yaman ve babamın surat ifadelerini görmeyi inanılmaz isterdim.

Nejdet bey “kararı siz ama en başta Müge verecek “dedi. O an narkozdan ayılma dakikalarım duyduklarım karşısında tavan yapmış ve ağlamaya başlamıştım.

Yaman o an “yapalım nasıl yapılıyor ise Tüp bebek” dedi. Paniklemişti aslında…

Nejdet bey “ Tüp bebek yapmamız için resmi nikah olması gerekiyor” dediğinde de babamın sesini duydum…

 “Yaman benimle 10 dk dışarı gelebilir misin?”

Sonradan öğrendiğim o 10 dakikalık konuşmanın içeriği şöyle… Babam “ Bak oğlum bir baba olarak senden tek isteyeceğim dürüst ve samimi olman… Benim kızım çok zor bir evlilik yaşadı ve inancını kaybedip hayata sevgiye kendini kapadığında ben kahroldum ve düşündüm. Ben ölür isem kızımı kime emanet edeceğim…Gizlemenize rağmen seni öğrendiğimde kızmak yerine dünyanın en mutlu insanı oldum. Çünkü kızımın yeniden kalbi sevgiden atıyordu, gözleri gülüyordu amma velakin bugün karar vereceğimiz durum için senden tek ricam bunu vicdan yapmadan, ilerisini ve önce kendini düşünerek karar vermen. Bana “Hayır Nurettin amca hazır değilim” dersen seni asla yargılamam aksine takdir ederim dürüst davrandığın için. Ben kızımın mecburiyetten veya vicdan yapılarak bir evlilik yapmasına tahammül edemem. Kızımı alır yurt dışına götürür, ne yapılması gerekiyor ise yaparım “ demiş.

Yaman da cevabını şöyle vermiş “ Ben zaten Müge ile hayatımı birleştirmek adına planlar yapıyordum. Zamanı şimdi değildi belki işlerimi yoluna sokmak bakımından ama ben kızınızı çok seviyorum ve duygularda değil sadece zamanda değişiklik olacak” diyerek konuşmayı bitirmişler.

O an odada kız kardeşim var. Yavaş yavaş gözlerimi açtım. Hala yorgunum…Kapı açıldı… Yaman yanıma gülümseyerek yaklaşıyor.. Göz göze geldiğimiz an ağlayacağım sanki.. Eğildi.. Saçlarımı okşadı, nasıl olduğumu sordu..” İyiyim” dedim sönük bir şekilde.. Ardından birden ayağa kalkıp diz çöktü ve avucunu açtı , o an dışardan bulduğu bir peçeten yaptığı yüzüğü gösterdi ve  elimi tuttu. O soruyu sordu.. “ Benimle evlenir misin?” Ben o an da hıçkırıklara boğuldum. Çünkü duygularım karma karışıktı ve dedim ki “ benimle mecburiyetten evlenmek istiyor isen asla evlenme teklif etme! “

 “Seni çok seviyorum ve bana duyduğun güveni sana boşa çıkarmayacağım adına yemin ediyorum , yoksa sen benimle evlenmek istemiyor musun?” dedi gülerek

“ Bana sakın yalan söyleme ve beni üzme olur mu?” dedim

 “Söz veriyorum” dedi.

Ardından ben de “ Evet” dedim..

İşte o hastane odasında evlenme teklifi aldım ben.. Ardından 1 hafta içinde işlemleri halledip Yıldırım nikahı ile takip eden hafta sonu kayınpederim ve kayınvalidemlerin evinin bahçesinde butik bir nikah töreni +eğlence ile 16.08.2014 tarihinde evlendik.

Takip eden o hafta hemen tüp bebek çalışmaları için, kurum ve doktor adı vermeyeceğim ( ilk deneme başarısız!) etkilememek adına, işlemlere başladık. Amh hormonum normal kadınlara göre yerlerde idi ve bunu normale getirebilmek için göbekten yapılan ve saati asla şaşmaması gereken iğneleri yapmaya başladı eşim. Sinemaya gitsek bile filmin neresine denk geliyor ise orda bile göbeğimden iğnemi yaptı.(Ben asla yapamıyordum!)

Artık yumurta toplama ameliyatı günü geldi ve benden sadece 1 adet yumurta alabildiler. Dışarda dölleme zamanının bitip bana tekrar enjekte edecekleri günü beklemeye başladım heyecan ile ve o gün geldi çattı!

Evde deliler gibi heyecandan ölürcesine Yamanın beni almaya gelmesini bekledim ve geldi. Hiç bu kadar heyecanla inmemiştim merdivenleri… Annem ve kız kardeşim de bizimle gelecekti.. O anı yaşamak istediler. Onları da aldık ve yolda gidiyoruz şen şakrak. Yolun yarısında eşim belki de o zamana kadar duymaktan hiç hoşlanmayacağım ve bir an da dibe vuracağım o cümleyi kurdu!

 “ Hayatım maalesef olmadı, maalesef o gün bugün değil,özür dilerim ve çok üzgünüm…”

“Ne diyorsun sen, ne olmadı?” diyerek duymak istemediğim şeyi tekrar duymak için soruyorum. “Yaşayamamış dışarda …” dedi ve “ Sus!”dedim. Bir sessizlik,boğazda oturan bir taş ve yola bakarken hiç bir şey görmemem.. O an “Peki biz neden gidiyoruz?” dedim. “…. Bey görmek istiyor seni “ dedi. “Dön gitmeyeceğim” dedim. “Çağırıyor gitmemiz lazım” dedi. ”Ben gelmeyeceğim” diye bağırarak ağlamaya başladım. Yaman sessiz, arkada oturan annem ve kız kardeşim suskun ve eminim hepsinin içleri paramparça…

 “Neden şimdi söyledin peki?”dedim “Neden beni almaya geldin o zaman?”dedim ve tabii bağırarak ve kontrolümü kaybederek!  “ O zaman gelmezdin ve …. Bey söylememi söyledi seni oraya götürürken..” dedi ama Yaman çok çok üzgündü. Aslında en çok benim paramparça olmama üzgündü,biliyordum..Ama sanki suçlusu o gibi tüm öfkemi ona kusuyordum.Asıl suçlu bana göre hala … bey! Belki de kimse değil, kimbilir ama o an bir umut için giderken olumsuz bir haber almak mutlaka birini suçlu kılmam için yeterliydi.

…beyin merkezine geldik ve ben arabadan inmedim.Sadece sustum.Yaman içeri girdi ve durumu izah etti yüksek ihtimal ve 5 dk olmadan geri geldi. Görükleye gelene kadar ( o zamanlar Görüklede yaşıyoruz) hiç konuşmadım sadece içim çıkana kadar ağladım.. Görükleye girdik ve bir yerde “Dur!” dedim. “Neden?” dedi. “Sen dur ve lütfen hiç biriniz gelmeyin” dedim ve abayı durduğu an arabadan indim.İlk gördüğüm mekana girdim. İçecek bişeyler söyledim. (Ben genellikle bu tarz durumlarda konuşmalardan,avutmalardan,sesten dahi hoşlanmam ve yalnız kalmak isterim.Çünkü üzüntülü bakılmasından veya empati yapılamayacak durumlar için ahkam kesilmesinden hoşlanmıyorum) Etrafımda kimsenin olmasını önemsemeyerek deliler gibi ağladım.O sırada babamın aradığını gördüm. Açmak istedim çünkü hep gerçekçiydi ve belki canımı acıtacak şeyler söyleyecekti ve ben rahatlayacaktım. Ve gerçekten de öyle oldu… Konuşmanın geneli şuydu, “ Belki hiçbir zaman anne olamayacaksın ama şunu bilmelisin ki herkes öz anne olmak durumunda değil ki.Hem belki sen anne sevgisi tatmamış ve ona özlem duyan bir çocuğa gerçek anneden daha annelik yapacaksın güzel kızım. Senin sağlığın senin psikolojin benim bir torun sahibi olmamdan çok çok daha önemli (Hayattaki en çok istediğim şey babama bir torun verebilmekti ve o da  bunu çok iyi biliyordu) O yüzden şimdi istediğin kadar ağla ama dediklerimi de düşün kızım ve zaman herşeyi sana öyle bir gösterecek  ki oturup bugünlere belkide oturup güleceğiz. En önemlisi de Biz seni 0-3 yaş dönemi kaybedecek iken yeniden kazandık. Sen bize bir mucize yaşattın kimbilir bir gün sen de bir MUCİZE ye şahit olursun” dedi ve kapattık. O sırada Yaman geldi ve anladım ki aslında bırakıp gitmemiş.. Annemleri bıraktıktan sonra arabada oturup bir yerden beni izlemiş.Gülümsedi.. “Hadi gel eve gidelim Mügesi” dedi.( Ben ona Yummysi o bana Mügesi derdi) Eve gittik.. O gün hep babamın ve ardından Yamanın sözlerini düşünerek geçti. Yaman bana çocuğumuz olmasa bile önemli olmadığını, bir süre sonra başka doktorlara da gidebileceğimizi,Allahtan umut kesmemiz gerektiğini ve önemli olanın huzurlu bir evliliğimizin olmasını istediğini hatta ilerde evlatlık bile almak isteyeceğini” söylediğinde belki de bana ihtiyacı olan ve şuan şefkat bekleyen bir çocuğun olabileceğini düşündürdü.

Günler günleri kovaladı ve bu süreçte ailem,çevrem hatta Google (durmadan araştırıyordum) doktor önerileri vermeye başladı. Yamana bir doktor ismi verdim ki Bursa’da tüp bebek konusunda duayen denilen bir doktor ama aslında herşeyi geçersek ruhunuza bir katil olabilecek bir doktormuş meğerse! Randevu aldım.Yaman direk muayenehanesine gelecekti.Saat 14:00’de tam saatinde ordaydım.Yaman 5-10 dk geç kalacağını,trafikte kaldığını söyledi.Öyle bir ruh durumundayım ki bu söylediğini bile sanki konuyu  önemsemediğine  sayıyorum. Neyse, beyefendinin odasına girdim ve sanki kocaman bir kütüphane.Tamamen kalın kalın kitaplar,dosyalar vardı oturduğu masanın arkasında.Direk yeni bir dosya açtı ve “anlatın” dedi. Anlattım ve bir sürü soru sormaya başladı bilimsel,kişisel vb. O sırada Yaman geldi ve rahatladım.Çünkü tavırdan dolayı acayip gerilmiştim.Direk bana “sizi muayene edeceğim,odaya geçin hazırlanın” dedi. Geçtim,hazırlandım,geldi.Başladı kontrole… Hiçbir şey demiyor ve ben ağzının dibindeyim açılsın diye! “Tamam ,giyinip gelin lütfen yanımıza” dedi.1 snye içinde yanlarındaydım. İşte 2. Tokat ve ilk cümle! “ Bak kızım senden bişey olmaz.Anne olman imkansız.Hiç paralar saçmayın.Kedi alın,köpek alın,bişey alın” dediği an Yaman çok sinirlendi ve “Hadi Müge kalk,gidiyoruz” dedi. Adam o kadar duygusuzdu ki bu tavrımızı da pek önemsemediğine iddaaya girerim. Ve biz duygusuz herife öyle bir muayene ücreti bayılmıştık ki helal etmiyorum!  Ben tabi yine salya sümük… O gün kafamı dağıtabilmek adına Yaman o kadar çok şey yapmıştı ki anlatamam.

Ve sonra bir doktor daha …Ama bu sefer en azından gerçekçi,yumuşak… Odasına girdiğimizde sanki “haydi hemen yapalım tüp bebek” diyecek gibi oturdum karşısına. Muayene etti ve dedi ki “ Bak Mügecim bir tüp bebek tedavisinden yeni çıkmışsın ve bu tedavi ağır bir süreçtir. Vücuduna yüksek miktarda hormon verildi.Şu aşamada hemen bir tüp bebek tedavisi seni hem ruhen hem de fiziken yoracaktır.Ben derim ki biraz bekleyelim” “Ama ne kadar?” dedim.” Birkaç ay “dedi. “Ama bu süreçte menepoza da girme durumun olabilir , o yüzden 1 ay sonra tekrar gel olur mu?” dedi. “Nasıl ya?” dedim. “Yumurta rezervin gitgide azalıyor ve genetiksel bir durumunda (sorduğu sorulardan aldığı cevaplara göre) söz konusu olduğu için olma ihtimali yüksek” dedi. (Annem 25 yaşında menepoza girmişti çünkü) İşte yeni bir endişe daha hayatıma “merhaba” demişti.

İyice beni bir panik sarmıştı ve Yaman da bu durumdan bana hissettirmese de korkmuştu. Çünkü bu benim psikolojik olarak daha da dibe vurmama sebep olacaktı.Yani istediğimiz huzuru da kaybedecektik. O dönem de kayınvalidemler,ablalarım ,Yaman,ailem herkes aslında tedirgin olmuştu ve ben dahil herkes bir doktor daha arama telaşına kapılmıştı. O dönem kayınvalidemlerin yazlığında benim durumuma çok benzer bir çift bebek sahibi olmuş ve konu bana geldiğinde bir doktor tavsiye etmişler şiddetle. Hemen Güney annem beni arıyor ve ardından Yaman’ı… “Akşam bize gelin, sizi o çift ile görüştüreceğim” diyor ki Yaman zaten tanışıyor ama uzun süredir görmüyor. Akşam gittik. Oturduk ve bize yaşadıkları süreci başından sonuna kadar anlattılar. O kadar benzerdi ki yine dedik “bir umut” doğdu. Bebek sahibi olmalarını sağlayan ve benim de Tuananın eline doğduğu Suat Hazere yönlendirdiler.

Ertesi gün randevu aldık ve Jimer Hastanesine gittik. Odaya girdiğimizde bana göre dev bir doktor bizi karşıladı.Hem o kadar dev hem de o kadar naif… Tüm hikayemi yine hiç sıkılmadan anlattım. Gittiğim doktorları, ameliyatımı, raporlarımı, menepoz durumlarını vb.Beni muayene etti ve dedi ki “ Müge sana hiçbir şey yapmayacağım. Biraz vücudunun yenilenmesini bekleyeceğiz. Ağır bir ameliyat,iyileşmeyen iç organlar,aldığın tüp bebek hormonları,psikolojin vb. Menepoz için de hemen pat diye yarın olma ihtimalin yok.Bir kaç ay sonra burada sizi bekliyor olacağım” dedi. “Peki ya beklerken menepoza girersem?” dedim panikle. “ Dank diye olmazsın. Bunun sana garantisini veriyorum, sadece gez/dolaş/kafandan bebek olayını at,atarak,bebek düşüncesi olmadan  yine cinsel hayatınıza devam edin,işine ver kendini,kısacası arındır kendini her anlamda” dedi ve o kadar sıcacık ve güven verici gülümsedi ki artık teslim olmuştum. Belki de çok yorulduğumu hissetmiştim. Odadan çıktığımızda bu sefer ağlamadım ve direk butiğe geçtim.(O zamanlar Görükle Trio’da unisex ürünler sattığım Hansel&Gretel isimli bir butiğim vardı) O gün itibari ile bir şeye karar verdim.Açtım butikte pc’yi ve deli gibi kedi araştırıyorum. Yaman ve ben daha önce (daha birbirimizi tanımıyor ve başka hayatlarda can çekişirken) kedi beslemişliği olan iki insan dostuyduk.Yaman’ı aradım ve bu durumu ona da söyledim. “Tamam Mügesi, sen araştır,gidelim barınaklara da bakalım” dedi ama sesi bir den o kadar mutlu geldi ki . Eminim o an ben de olan değişim isteği onu da kendine getirmişti. Yaklaşık 1.5-2 ay kedi baktık. Ama niyeyse bir türlü sahiplenemedik çünkü bu sefer de o kadar kendimi kediye verdim ki devamlı araştırıyorum. Bunun yanında çok enteresan da bir şey oluyor. Regl zamanımdan 2 gün geçtiğini fark ediyorum. Ama zaten düzenli bir regl dönemim olmadığı için hayale kapılmıyorum (Nasıl öğrenilmiş çaresizlik yaşıyor isem artık) Ertesi gün,ertesi ve ertesi gün, hala tık yok! Tam artık 8 gün geçiyor ki o gece sabaha kadar “Acaba mı?” diyorum.Sonra gözlerimi açıyorum “ Yok ya ben hamile kalamam ki , kesin stresten oldu ya da ben sanırım menepoza girdim” diyip tekrar gözlerimi kapatıyorum. O günün sabahına kadar gözlerimi bir açtım,bir kapadım korku ve umutla…

Bu arada hayatımda ilk kez o 8 gün Yamana dahi kimseye regl gecikmemden bahsetmedim. O sabah butiğe geçerken eczane gözüme takıldı ve dedim ki “ test al Müge ama kimseye söyleme, zaten olmayacağını biliyorsun ama en azından sağlamasını yap ki menepoza mı girdin onu anlayıp artık gerçekten ümidi kesmen gerektiği gerçeğini birebir yaşa”

Testi aldım ve butiğe geçtim. Eşyalarımı bıraktım. Hemen bir Türk Kahvesi içip heyecanımı dindirmem gerektiğini düşündüm. Her şeyi yavaştan alıyordum sonucun istediğim gibi çıkmayacağını bildiğim için. Kahve standının sahibi Bahtım abla ile kahvelerimizi içerken dayanamadım ve dedim ki böyle böyle… Bahtım abla “ bırak ne varsa al testi gidiyoruz!” Kolumdan tuttu beni ve biz Kipa Alışveriş Mağazasının tuvaletine gittik. Beni içeri soktu ve dedi ki “ sen bakma ben bakacağım ve sana ben söyleyeceğim” dedi. Testi yaptım ve gözlerimi kapattım. “Bahtım abla gel” dedim. Snyede kapı açıldı. Aldı ve bağırarak “HAMİLESİN” diye sarıldı. Dedim ki neye göre kime göre?! Aptallaşmıştım.”Bak,anında çift çizgi oldu, normalde birkaç sn.ye geçmesi gerekir ” dedi. Baktım… Belki de Tuananın yüzünü görene kadar baktığım en güzel şey o çift çizgiydi…O küçücük tuvaletten koşarak tüm Kipayı dolaşıp bağırarak dışarı çıktığımda kahve standına kahve içmeye gelen Yamanın dayısı ve diğer tanımadığım herkese “Ben Hamileyim” diye bağırarak koşuyordum. Duramıyordum. Hepsini öptüm, onlarda alkışlıyor, kahkaha atıyorlardı. Butiğin kapısını yararak açtım. Halbuki “Ben hamileyim” cümlesini sürpriz bir akşam yemeğinde masaya ekstra koyduğum 3. Tabak ile verme hayalim vardı normal şartlarda hamile kalsa idim ama şuan ki durum zaten tamamen sürpriz olacaktı. Telefonun tuşlarına isabet ettiremiyordum parmaklarımı ,ellerimin titremesinden. Sonunda “Yummysi” yazısına dokundum. Tel çalıyordu. “AÇ,AÇ,AÇÇÇÇÇ” diye kendi kendime gülerek konuşuyorum. Sonunda tel açıldı. “Efendim Mügesi?” “ Yummy sana şimdi öyle bişey söyleyeceğim ki inanamayacaksın” “Ne oldu , bir şey mi oldu? İyi misin?Kötü bişey mi oldu?” “Hazır mısın?” dedim. Suskunluk oldu. “BEN HAMİLEYİMMMMMMMMMMM.BABA OLUYORSUN YUMMYSİİİ” diye çığlık attım. “NE! GERÇEKTEN Mİ?” diyip ardından Yaman’da gülme krizi ”Geliyorum hemen” dedi ve sanki kapının arkasındaymışçasına yanımda bitti. İkimizde birbirimizi görünce gülerek birbirimize sarıldık.

Evet, ben Anne olacaktım … Allahın lütfu bana normal yolla gelmişti. O bir mucize idi ve ben Suat Hoca her ne kadar da Tüp Bebek Doktoru da olsa takibimi ,doğumumu onun yapmasına karar verdim. İyi ki de öyle vermişim çünkü tutunabilmesi için o mucizenin (tutunma ihtimali çok düşükmüş bana bu 6. Aydan sonra söylendi)  bir süre bazı krem ve ilaçlar kullandım (ben herkesin kullandığını düşündürttürülerek geçtim  o zorlu ayları)  ama bana asla ve asla onu kaybedebileceğimi hissettirmedi Suat Hoca. Yat demedi, gezme demedi, her şey yolunda Maşallahı var dedi vb… Kısacası Allahın izni ve pozitif düşünce ile Tuanam bana tutundu. 36. Haftada plesantada suyun bitmesi sebebi ile ve bu durumun Tuanayı zor duruma sokacağından 23.07.2015 saat 12.35 de canımıza can olarak dünyaya 3150 kg 49 cm boyutunda, hayatımıza ; ailemizi çekirdek yapmaya sağlıkla  geldi.

İşte Tuanaya varan yol böyleydi…

Amma velakin şimdi “Bakın demek ki oluyormuş , olmaz olmaz deme, Allahın bir bildiği vardır,sabrın sonu selamettir” diyerek şuanda aynı yoldan geçenlere bir şeyler demeyeceğim. Çünkü o zamanlar bana dendiğinde pek bir şey ifade etmiyor hatta sinirlendiriyordu.Sadece şunu diyeceğim… “Mucize” denen bir şey var ,bu ya senin bebeğin, ya anne şefkati arayan annesiz  bir bebeğin varlığının sende yarattığı mutluluk, ya bir kedi ya bir köpek ya bir kuş veyahutta bir balık vb… Bunların her birinin sana gelmesinde, seni seçmesinde veyahutta senin seçmen de bir sebep var ve onu sana gönderen Yaradan…

 

Şükürler olsun      

Müge Eron                           

Bu Yazıyı Paylaş