Eyvah,Çocuğum Anaokuluna Başlıyor!!!!

Eyvah,Çocuğum Anaokuluna Başlıyor!!!!

Küçük bebeğimiz büyüdü ve artık yuva/kreş/anaokuluna başlama zamanı geldi. Belki zamanından önce (çalışan,bakanı olmayan ve bakıya sıcak bakmayan ebeveynler için) belki de zamanını geçirmek isteyen ebeveynler  (Ne kadar geç başlar ise o kadar iyi diye düşünenler için) yani kısacası zamanı ne zaman olursa olsun “Evden nasıl ayrılacak, okula uyum sağlayabilecek mi, bizi özleyecek mi?” gibi sorular kafanızı nasıl meşgul ediyor, biliyorum J

Anaokuluna başlama yaşı çocukların gereksinimlerine ve özelliklerine göre farklılık gösterebilir.Eğer anne çalışmak zorunda değil ise; Yaşamın ilk 3 yılında annenin kendisinin çocuğunun bakımı ve eğitimiyle ilgilenmesi en sağlıklı yoldur. Annenin çalışması veya diğer nedenlerden dolayı çocuğun bakımı anne dışındaki kişiler-yakın akrabalar, bakıcı, kreş v.b.- tarafından sağlandığı durumlar da söz konusudur. Sıfır-üç yaş çocuğunun evde sorumlu kişiler tarafından veya kurumda bakımı özel uzmanlık işidir.Bana göre bu yaş çocuklarına hizmet veren kurumların bebek hemşiresi, hekim, uzman pedagog ve psikologları görevlendirmeleri gerekmektedir.

Anaokulları 3-6  yaş çocuklarının eğitimini gerçekleştiren kurumlardır. Anaokulunun amacı öğrenmeye karşı ilgi uyandırmaktır Anaokulları çocukları ilköğretime hazırlayan kurumlardır. Yuvada öğrencilere okuma yazma öğretilmez ancak okuma yazma olgunluğu kazandırılır. Renk, sayı ve kavramlar somut olarak çocuğa aktarılır. İnsanlar, hayvanlar, ülkeler ve dünya hakkında temel bilgiler verilir. Çocuk kurallara uymayı, yaşıtlarıyla iletişim kurarak beraber yaşamayı, yemek yemeyi, oynamayı ve paylaşmayı öğrenir. Daha doğrusu bana göre bu saydığım tüm bu özellikleri oyun yolu ile şefkatli bir öğretmen rehberliğinde huzurlu bir ortamda alması benim için en önemli ilk kriterdir.

Peki Yuva/Kreş/Anaokul Seçimi Yapılırken Dikkat Edilmesi Gerekenler nedir  VE  Mügece bir anaokul nasıl olmalıdır ?

Günümüzde artık okul seçmek inanın çok zor.Güvenilir bir kadro, güvenilir bir okul artık aileler tarafından ilk bakılan özellik. Çünkü son yıllarda öğretmen olmayan veya olup sabırdan yoksun ve tüm dünyaya kızgınlığını bir başkasının evladından çıkaran veyahutta kurumun sorumsuzluğunun bedelinin yine bir başkasının evladından çıktığı haberlerini sık görmeye başladık.Bu yüzdendir ki biz ailelerin tedirgin ve kaygılı olması çok normal.Aslında bir nevi bizlerde çocuklarımız ile okula bir yerden sonra güven duyuyoruz. Yani öncelikle eve yakın olmasından çok güvenilir olması bence en en en önemli dikkat etmemiz gereken ilk husus.

Dediğim gibi o zaman şimdi evimize yakın kurumları arayarak  işe başlayabiliz.Çünkü küçük yaş grubu için bu önemli bir husus ama ki yok ise de dediğim gibi ne kadar uzak olursa olsun ilk başta güven vermesini aklınıza getirip üzülmeyin J

Sohbet edin , evet yanlış okumadınız…Ücret,yemek,sağlık,eğitim,dil,spor, imkanlar vb önceliğiniz olabilir belki ama kurum müdürü ile hatta kapıdaki güvenliğine kadar sohbet edin. Gerçekten gezdiğiniz kurumları akşam masaya yatırdığınızda ettiğiniz sohbetler herşeyin önüne geçerek karar vereceksiniz ;)

Her zaman çocuğunuz ile ilgili geri dönüt almak istersiniz,olumlu davranışları veya düzeltilmesi gereken olumsuz davranışları ile ki okul-çocuk-aile üçgeninin sağlıklı yürüyebilmesi için.Bu yüzdendir ki düzenli aralıklarla sohbet eşliğinde geri dönütlerin alınabileceği ortamları oluşturabilen kurumlar çok değerlidir benim gözümde. Tabii bu kurumu da daraltmadan ve ailenin de bu konuda rahatlıkla soru sormasını ve bilgi almasını sağlayacak  disiplin içerisinde ,düzenli ve bir sistem dahilinde olması ile paha biçilemez bir özellik olur.

Öğretmenlerimizin ilgilenecekleri çocuk sayısı da çok önemlidir. Üç yaş grubu için bir öğretmene düşmesi gereken çocuk sayısı en fazla yedi-sekiz, dört yaş grubu için en fazla sekiz-dokuz, beş yaş grubu için ise en fazla sekiz-on öğrenci olmalıdır. Ancak şayet sınıf içerisinde 2 öğretmen şansı olur ise bu sayı bir tık da arttırılabilir.

İç mekan tüm öğrencileri alacak şekilde geniş ve aydınlık olmalı, değişik etkinliklerin yapılacağı alanlar belirlenmeli,güvenlik önlemleri alınmalı (bale sınıfının zemini vb.), yumuşak ve rahat eşyalarla döşenmiş olmalıdır.Çocukların oynayacakları dış mekan mutlaka bulunmalıdır.Çünkü dış mekanda da oyun oynarken öğrenecekleri çok fazla şey oluyor. Hayat aslında dışarda değil mi? Bunun yanında içerisini ve dışarısını gözlemleyecek mutlak suretle güvenlik kameraları mevcut olmalıdır.

Eğitimciler gerekli akademik özelliklere sahip,vicadanlı,şefkatli, sağlıklı, enerjik, sıcak, sevecen davranan kişiler olmalı, çocuklarla bir arada olmaktan zevk almalıdırlar.

Kazaları önleyecek gerekli güvenlik önlemleri alınmalıdır. İlkyardım, polis, itfaiye v.b. telefonları kayıtlı olmalıdır. Herhangi bir kaza geçiren çocuğun anne-babası durumdan mutlaka haberdar edilmeli ve bu da rapor edilmelidir.Tüm öğrencilerin ebeveynlerinin ve yakınlarının telefonları kayıt edilmelidir.

Tuvaletler, bez değiştirme alanları temiz olmalı, hijyen kurallarına uyulmalıdır. Yemekler günlük taze olarak pişirilmeli, haftalık yemek listesi eve gönderilmelidir. Gıda alerjisi gibi sağlık sorunu olan çocukların gereksinimleri karşılanmalıdır. Öğlen uykusuna yatmak isteyen her çocuk için temiz yatak sağlanmalı, yetişkin denetiminde dinlenmeleri sağlanmalıdır.Bu uyku odaları mutlaka ferah ve geniş olmalıdır.

Erişkinlerin dikkatli denetimleri doğrultusunda makul bir disiplin anlayışı geliştirilmeli, sınırlar belirtilmeli, yaşa uygun açıklamalar yapılmalıdır. Bağırma, aşağılama, ceza olarak yemek vermeme gibi yöntemlere baş vurulmamalıdır. Eğitimciler övgülerle çocuklar arasındaki dayanışma ve yardımlaşma duygularını pekiştirmelidirler. Gün boyunca hoş bir grup ortamı yaratılmalı, görevliler gülümseyerek, konuşarak çocuklara sevgi ve şefkat göstermelidirler. Eğitimciler anne-babalarla disiplin yöntemleri hakkında konuşabilmeli, çocuğun sorunlarının çözümlenmesi için yardımcı olmaya hazır olmalıdırlar.

Oyuncaklar çocukların zorluk çekmeden kullanabilecekleri şekilde açık raflarda düzenlenmiş olmalıdır. Kullanılan malzemeler güvenilir olmalıdır. Kalem, boya, oyun hamuru gibi malzemelerin zehirli olmamasına özen gösterilmelidir. Günlük hayata ilişkin renkli resimler çocukların görebileceği şekilde duvara asılmalıdır. Yaptıkları resimler sergilenmelidir. Dinlemek, şarkı söylemek, dans etmek için müzik aletleri , bloklar, oyuncak hayvanlar, arabalar, yumuşak oyuncaklar, bebekler, mutfak eşyaları, giysiler v.b. açık alanda ise kum,çimenlik bir alan,salıncaklar, kaydıraklar  bulunmalıdır.Hatta ve hatta kendi sebze ve meyvelerini ektikleri bir alan ile çocukların daha zevk alarak beslenmelerine katkı sağlayacak ve sorumluluk alabilecekleri alanlarlar yaratılmalıdır.

Mügece bir çocuk anaokuluna gitmek için nasıl ikna edilir?

İlk kez anaokuluna giden çocuklar için okula başlamak zor olabilir. Çocuklar üç yaşından itibaren gelişimsel olarak okul öncesi eğitimi almaya hazırdırlar aslında ancak psikolojik ve duygusal olarak ‘yuvadan uçmak’ onları ürkütebilir. Bazen de hiç ürkmezler ve anneleri hazır değilken onlar aslında çoktan hazırdır. Arkasına bile bakmadan okula girer ve siz aslında kendinizin buna hazır olmadığınızı ve onun çekindiğini düşünerek şaşkınlığa uğrarsınız J

Tam tersi ve asıl zor olanı da özellikle aileleriyle çok bağımlı ilişkiler sürdüren çocuklar anaokuluna başlarken ciddi sıkıntılar yaşayabilirler.Böyle çocukları anaokuluna alıştırmak için okula başlamadan önce yuvanın ziyaret edilmesi, çocukların sevdikleri oyuncak ve eşyaları okula getirmeleri gibi önlemler uyum sağlamayı kolaylaştırabilir.. Annesi tarafından beslenen, girişimlerinde sürekli yetişkin desteği arayan, aşırı korunan bir çocuk evden ayrılmaya tepki gösterebilir. Evlatlarını kendilerinden uzaklaştırmaya hazır olmayan anne babaların çocuklarının anaokuluna başlaması sıkıntılı olur. Bu durumda bir uzmana başvurularak, çocuğun davranışlarının yanı sıra yetişkin tutumlarının da gözden geçirilmesi gerekebilir.

Anaokulu döneminde anne-babanın yanıt aradığı bir diğer soru da şudur;  “Çocuğumuzu anaokuluna tam gün mü yoksa yarım gün mü göndermemiz gerekir ?” Bu sorunun yanıtı çocuğun gelişim özellikleri ile ailenin yaşam tarzı ve olanaklarına bağlıdır. Ancak üç-beş yaş grubundaki çocukların anaokuluna haftada birkaç gün yarım veya tam 5 gün olarak devam etmeleri okula uyum sağlamalarını kolaylaştıran bir yaklaşımdır. Üç yaşını doldurduğu andan itibaren ise çocuğun anaokuluna tam gün gitmesi uzmanlar tarafından önerilmektedir. Amerika Birleşik Devletleri ’inde üç yaşındaki çocukların % 40-45’i anaokuluna tam gün olarak devam etmektedir. Araştırmalar bu yaş grubundaki çocuklara tam gün eğitim veren kurumlarda değerlendirme ve gözlemlerin ayrıntılı şekilde gerçekleştirildiğini, olumlu akademik ve sosyal gelişimin sağlandığını göstermektedir. Üç yaşından itibaren tam gün anaokulu eğitimi alan çocuklarda öz-güven, bağımsızlık ve yaratıcılığın arttığı, utangaçlık ve dışa dönük davranışların azaldığı saptanmıştır.

Anne baba iyi bir anaokulu seçtikten sonra çocuklarına sunulan hizmetleri izleyerek gözlemlemelidir. Zaman içinde programın niteliği öğretmen değişikliği ve diğer etmenlerin etkisiyle farklılık gösterebilir.

Okul öncesi eğitiminde çağdaş yaklaşım çocuk, aile ve öğretmenin ev ile kurum arasındaki bağların güçlü olmasından önemli yarar sağlayacaklarını göstermektedir. Bu nedenle anaokuluna çocuklarını kaydeden anne-babalar yuvayı ziyaret ederek programı tartışmak, kurumun felsefe, amaç ve değerleri hakkında bilgi almak için sorumlular tarafından yönlendirilmeli ve yüreklendirilmelidir.

Anaokulu eğitimi çocuğun gelişimi için önemlidir. Ancak eğitim ailede başlar ve yaşam boyu sürer. Ailenin çocuğa ayıracağı nitelikli zaman, vereceği sevgi, aktaracağı bilgi, deneyim ve değerler kurumsal eğitim kadar gerekli ve vazgeçilmezdir.

                                                                                                                                              Müge ERON

Bu Yazıyı Paylaş