Ben Doğal Anne miyim?

Ben Doğal Anne miyim?

Bilmem ki. Öyle miyim acaba? Kendime bu teşhisi koymuyorum. Anneyim işte diyorum sadece. Sizin gibi bir anne… Bazen sosyal medyada  “ay ne harika bir annesiniz” yorumları geliyor. Hayır. Harika anne değilim. Ki, kimse öyle değil. Herkes gibi en iyisini yapmaya çalışan, arada duvara toslayan, hatalar yapan ve bunlardan ders çıkaran bir anneyim…

Yiyip içmekten söz etmiyorum. Çünkü zaten ben de herkes gibi en sağlıklı neyse onu yedirmenin peşindeyim. Tabii artık cimcirik 8.5 yaşında ve kaçamaklarımız oluyor. Aramızda kalsın…

Anneliğimden bahsediyorum. Yeni anne olduğumda aşırı paniktim ki Manyak Anne’de Öyle endişelerim vardı ki, anlatsam kitap olur diyeceğim; zaten oldu. 😊

Beni en çok zorlayan duygularımı kontrol etmek oldu. Anaokulna giderken, okula ne zaman ben bıraksam ağlıyordu. Arkın bırakınca çıt çıkmıyor, ben bırakırken kıyamet kopuyordu.

Çünkü…

Bırakırken ellerini öpüyordum, yanaklarını öpüyordum, yok boynu yok kulağı derken ayrılamıyordum. Ben ayrılamadıkça o daha çok ağlıyordu. Arkın ise “hadi kızım akşam görüşürüz” deyip bırakıp kaçıyordu.

Bir gün anaokulunun psikolojik danışmanı bana dedi ki: “Şebnem Hanım. Kızınız gayet iyi. Siz gittikten sonra ne ağlıyor ne annemi isterim diyor. O çok iyi. Siz bağlı değil, bağımlı olmuşsunuz. Lütfen bir psikoloğa gidin.”

Gittim. Hem de koşarak gittim. Bütün bu davranışlarımın kaygılarım – endişelerim yüzünden olduğunu öğrendim. Hayatla ilgili, kendimle ilgili çok değişiklik yaptım, güzel adımlar attım. Ara sıra yine dibe vuruyorum ancak eskisi gibi değilim. Diğer kaygıları bir kenara bırakırsak…

  • Artık yaptığım her hareket sonrası “travma yaşar mı” endişesi duymuyorum. Bir ara gerçekten delirmiştim çünkü.
  • Moralim bozuksa anlatıyor, rol yapmıyorum. Bunda büyümesinin de payı var.
  • Annemlerde kalmak istediğinde izin veriyor, aklıma gelen kötü senaryoları kovuyorum.
  • Bilgisayarda işim varken (evden çalışanlar anlar) “lütfen kendi kendine oyalan” diyorum. Kısa süre öncesine kadar onunla oynuyor, sonra da sabaha kadar çalışıyor, uykusuz kalıyordum.
  • İstemediğim oyunlar için “bunlar benimle değil, babayla” diyebiliyorum.
  • Biri beni kırdıysa o kişiyi kötülemeden, “herkes dönem dönem yaşar böyle şeyler” diye anlatıyorum.
  • Arkın ile tartıştığımız zaman “çocuk bunalıma girecek” diye endişelenmiyor, anne ve babanın da zaman zaman tartışabileceğini açıklıyorum. Yanında tartışıyorsak, yanında barışıyoruz.
  • Arkadaşlarımızla gece dışarı çıkacaksak “toplantımız var” demiyoruz. Anne babanın da zaman zaman arkadaşlarıyla gece buluşabileceğini, çocukların her yere gidemeyeceğini söylüyoruz.
  • Eğer bu yaşta açıklayamayacağım sorular yöneltirse, zaman zaman “büyüdüğünde anlatacağım” diyorum. Hatta ertesi gün “büyüdüm” diye geldiği için artık “1o yaşına geldiğinde anlatırım”, “Bunu 12’de söylerim” gibi cümleler kuruyorum. Annem bana söylediğinde çok kızardım fakat yapıyorum işte.
  • Çok üzgünsem, yanında ağlıyorum. Saklamıyorum. Ağlamanın ne kadar doğal bir tepki olduğunu görmesini istiyorum. Ki buna rağmen film izlerken tutuyor kendini. Bakıyor ki benden yaşlar akıyor, o zaman o da kendini bırakıyor.
  • Herkes çocuğunun arabada uyumasını ister fakat ikimiz yalnız uzun yol yapıyorsak “hadi uyuma da bana eşlik et” diyorum. Müzik seçme görevini veriyorum, oyunlar oynuyoruz. Hani “direksiyonda kim varsa yanındaki uyumasın” derler ya, anne kız yoldayken de arkada oturmasına rağmen ben ona aynısını yapıyorum. Hainliğimden değil, can cağlığı, can sağlığım için…

Ve yanında olduğum gibiyim. “Aman anneyim, şöyle davranmamam lazım” demiyorum. Elbette ve elbette küfür etmiyorum ancak araba kullanırken “öküz” dediğim oldu kaç kez. Araçta çocuk varken başka bir araç üzerine üzerine geliyorsa, çocuk uyurken ve gördüğü halde kornaya basıyorsa, bir yere kadar tutabiliyorum bünyeyi. Hatta birkaç sene önce bir arabanın arkasından “oğlak” diye bağırmıştı. Dedim “Neden?” Cevap şahaneydi: “Anne sen öküz dedin, ben çocuk olduğum için oğlak dedim.” Yaptığım doğru demiyorum. Söylemeye çalıştığım insan olduğum, arada da böyle ağzımdan kaçırdığım işte… İleride araba kullanırken birine kızdığında kulaklarımı çınlatır belki.

Her fırsatta onu ne kadar çok sevdiğimi söylüyor, klasik anne sözü olan “Seni ne kadar sevdiğimi büyüdüğünde anlayacaksın” diyorum.

Tabii büyüdüğü için evde eskisinden daha farklı zaman geçiriyoruz. Beraber yemek yapıyoruz, ben evi süpürürken o toz alıyor, çorap eşleştiriyoruz, çamaşır katlıyoruz…

Bir baktım, koca bir yazı geçirmişiz. Kah yazlıkta, kah evde… Yazlıkta da ben genelde bilgisayar başındaydım. O da alıştı bu çalışma temposuna. Anne kız çatışmalarının başladığı bu dönemde, koca bir yazı ikimiz yalnız geçirdik. Darısı 2019 yazının başına. Acaba yine “Lütfen mutlaka son sözü söylemeye çalış, ben anneyim” kaçar mı ağzımdan? Göreceğiz

Şebnem SEÇKİNER

Bu Yazıyı Paylaş